Aidin Hanım eminim bu salondaki pek çok insan için, hayatlarında derin izler bırakmış bir şahsiyettir. Allah cc ilminden ona çok büyük ikramlarda bulunmuştu ve ben de yaşadığım müddetçe buna şahit oldum. O da bu ikramları bizimle paylaşma konusunda çok cömert davrandı Allah razı olsun. Hem ilmi anlamda hem bilgi anlamında hem de ahlaki anlamda talebeleri olarak ve sevenleri olarak hepimize çok büyük katkıları olduğuna inanıyorum.  Demin Faruk bey de örnek verirken bu tıp kitabı değildi demişti, bu din kitabı demişti. Orada din derken aslında İslam’ı kastediyordu, İslam’da bildiğimiz üzere güzel ahlaktır. Bugünkü tıbbında; yani gerçek tıp modern tıp anlayışını ayrıştırmak gerekirse.  En temelde ahlaki noktada bir ayrışma meydana geliyor, yani modern tıbbın insana yaklaşım tarzı egemenlik üzerine kurulu. Yani şifa dağıtan, yaşatan, haşa ölmemeyi vadeden bir bilim görüyoruz karşımızda modern tıptan bahsedince… Aidin hanımın ortaya koyduğu yaklaşımda ise alimlerin ve eski hekimlerin de yaklaşımı olan önce zarar verme yani önce haddini bil prensibi esastır. Bu anlayış sen muhattabının hiçbir zaman bedenine şifa verebilecek konumda olamazsın, sadece onu yorumlayıp onun iyileşmesi için katkı sağlayabilecek bir pozisyonda olabilirsin demekte. Yine Aidin hanımdan öğrendiğim bir hadisi şerifte Peygamber efendimiz s.a.v. e soruyorlar “Şifa Allah’tan ya Resulullah, peki hekim ne yapar?” Efendimiz s.a.v şöyle buyuruyor “Hekim teskin eder” hekim şifa vermez. Bu anlamda Aidin hanımın mantığında hekim hiç bi zaman şifa veren iyileştiren bir insan konumunda değildir. Hekim teskin eden ve hastasına güzel ahlakla yaklaşması gereken noktadaki kişidir.

Bu konuşma Vefatının Ardından Dr. Aidin Salih’in anma programından alınmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.