Ana Sayfa Blog Sayfa 3

Talebesi Hatice Misge’nin Aidin Salih Hakkındaki Görüşleri

3

Ablam, dostum, dava arkadaşım ve hocam

İnsanlar genellikle onu hekimliğinden dolayı tanır, ben insanlığından, karakterinden, İslam’ın özünü yansıtan asil, zarif duruşundan bahsetmek istiyorum. Gittiği her yerde farklı olduğu hemen anlaşılırdı, mutlaka onu fark ederdiniz. Kötü giyinen, başörtüsünü özensiz örten arkadaşlarımızı uyarırdı. İyi giyinmek çok giysi sahibi olmaya bağlı değil. Çok az giysiyle her zaman şık, zarif ve asildi. Onu tanıdığım günden vefatına kadar aynı çantayı kullandı. Sevdiği kaliteli bir kaç giysisi dışında giysisi yoktu.

Teferruatla uğraşmamayı, hakikatin detaylarla uğraşanlardan kendini gizlediğini, asıl önemli olanın gözden kaçtığını, bütünlüğün bozulduğunu anlatırdı.  Bir Müslümanın dünyaya, insana, eşyaya, hayata, zamana nasıl bakması gerektiğini yaşayarak gösterdi. Bunlar elbette pek çok eski eserde yazılı, ancak bugünün karmaşık dünyasında hayatına geçireni görmek çok zor.

Pek çok insanın yolu onunla kesişti ancak bir kısmı sağlığını kazandı gitti, bir kısmı meslek sahibi oldu kayboldu, onun davasını sahiplenenler hala onun misyonunu sürdürüyor, ondan öğrendiklerini insanlara anlatıyor.

Birlikte pek çok şehre, hatta ufak kasabalara kadar gittik. Gidemediğimiz yerlere kitabı ulaştı. 7 yıldır hiçbir reklamı yapılmadığı halde alanında en çok satan kitap oldu. Okuyanların hayatı değişti. Şu anda Türkiye’nin her yerinden, hatta dünyanın pek çok yerinden insanların ona dua ettiğini biliyoruz. Saatlerce yolculuk yapardık, bazen hiç susmadan konuşurduk, bazen hiç konuşmadığımız olurdu. Ama ikimiz de bilirdik ki aynı şeyleri düşünüyoruz. Zaten sık sık “Ben bir şey düşünüyorum, Hatice yapıyor” derdi.

Yakından tanımayan bazıları onu biraz celalli bulurdu. Ancak onun celali nefsine ve nesline zulmedenlere idi. Onu konuşturan merhameti olduğu için de sözlerine tepki gösterenlere çok şaşırırdı. Nefsinizi çırılçıplak ortada bırakıverirdi. O güne kadar yüzleşemediği nefsini karşısında bulmak çoğu insana ağır gelirdi. Ancak gerçekten Allah’ın rızasını arayan, bunun için nefsi ayak altına almak gerektiğini bilenler onun bu tavrından faydalanır kazançlı çıkardı.

Zihni o kadar açık, hafızası o kadar güçlüydü ki söyledikleri karşısında ben bunu nasıl düşünememişim derdiniz.. Çözemediğim bazı çelişkiler onu tanıdıktan sonra o kadar açık hale geldi ki. Örneğin Allah kimseye kaldırabileceğinden fazlasını vermediğini bildirdiği halde bir Müslüman nasıl depresyon yaşayabilir. Kitabını okuyanlar sebebi anlayabilir.

Sağlıklı olmak ne kadar kolay, hasta olmak ne kadar zor. Hasta olmak için bu kadar gayret sarf eden insanlar bu gayretlerinin ufacık bir kısmıyla sağlıklı olabilirler. Nitekim yıllarca ilaç kullanan kronik hastalar bunu anladıktan sonra, onun sağlam temeller üzerine kurduğu sistemle kısa zamanda sağlığına kavuşabildi, hala aynı sistemi uygulayanlar aynı sonucu elde ediyor.

Konferans veya sohbetlerinden tutulmuş notlar vardı ve bunların fotokopileri elden ele geziyordu. Tabii çok hatalar vardı fakat okuduğum anda burada büyük bir ilim olduğunu anladım. Aidin Hanım o dönemde sürekli Türkiye’de kalamıyordu. Gelişini beklemeye başladım, ilk olarak hastası oldum. İyileşmeye başladıktan sonra hemen her hafta farklı farklı gruplarla seminerler düzenledim. İstiyordum ki bu hazineden herkesin haberi olsun ve zannediyordum ki işiten herkes kıymetini anlayacak. Bu sırada birbirimizi daha yakından tanıdık. 10 yıldır kitabı üzerinde çalıştığını öğrenince  yardım etmek istedim. Çünkü insanın ana dili olmayan bir dilde yazması çok zor. O da bu zorluk yüzünden bir türlü ilerleyemiyordu. Yıllar sonra “Bu kitabı nasıl Türkçe yazmaya çalıştım, hep kendime şaşırıyordum, demek ki seni yetiştirmem gerekiyormuş” demişti.

Burada benim editörlük tecrübem çok işe yaradı. Sabahın erken saatlerinden akşam geç saatlere kadar yalnız namaz için kalkarak aylarca birlikte çalıştık. Benim çalışma tempoma şaşırıyor, saatlerce çalışmaktan sıkılacağımı sanıyordu. Bense her öğrendiğim şeye şaşırıyor, çözemediğim sorularımın cevabını buluyordum. Bu süreç benim için çok kıymetli bir okul oldu.  Tabii bu arada haftada 1-2 gün hastalarla görüşüyordu. Tavsiyelerini not ederek hastalara veriyor, uygulama esnasındaki sorularını biriktirip ona sorarak hastalara iletiyordum.Kitap basıldıktan sonra, vaktimiz genişleyince sağlığına kavuşan bu hastalardan istikrarlı, yaptıklarının kıymetini bilen bir grupla ders yapmayı teklif ettim. Bu fikre çok memnun oldu ve biz efsanevi “Aidin Salih Dersleri”ne başlamış olduk. İlk grupla dersimiz en uzunu ve en güzeliydi. Bu derste yetişenlerle hala birlikteyiz. Sonraki derslerde talep çok olunca Gerçek Tıp kitabını okumuş olmak ve en az 3 defa 3 günlük açlık yapmak kuralını koydu.

Gerçek Tıp kitabı kısa zamanda çok satan bir kitap haline geldi. Her yeni baskıda yeni gelişmeleri de yorumlama ihtiyacı duyuyordu ve biz yeniden aylar süren çalışmamıza başlıyorduk. Daha pratik, daha anlaşılır olsun diye baştan sona, kitabı adeta yeniden yazıyorduk. Onun için ilk baskıyla son baskı arasında büyük fark vardır.

Yukarıda tarif edildiği gibi Aidin Salih genellikle hekimlik yönüyle tanınır. Hekimliği elbette tartışılmaz ancak en az hekimliği kadar önemli sıfatları hikmet, ilim, asalet, zarafet, vakar, tevazu, merhamet, cömertlik, doğruluk, doğallık ve sadeliğidir.

Bütün dünyada şifa aradıktan sonra onun tavsiyeleriyle şifa bulanlar karşısında onun tevazuunu, hakikati ne kadar özümsediğini, hakiki mü’min tavrı görürsünüz: “Şifa Allah’tandır, O diledi, beni vesile kıldı.”

Bazı şeyleri Türkiye’de hatta dünyada ilk o dile getirdi. Örneğin Nisa suresi 119-120’nci ayetlerin genetiği değiştirmeye işaret ettiği; titanyum dioksit, aspartam, yapay aromalar, lazer, bazı ses dalgaları, nanoteknoloji ve biyoteknoloji ürünlerinin genetik değişimlere ve kısırlığa sebep olduğu gibi. İlk duyulduğunda çok marjinal gelse de söylediği her yeni şeyin gerçek olduğuna şahit olduk.

Günümüzde ayetler nasıl anlaşılır, peygamber sünnetleri nasıl yaşanır, büyük zatların sırlı sözlerinin anlamı nedir onun mütevazı yaşantısında görebilirdiniz.

Titizlik gibi herkesin yücelttiği bazı yerleşmiş kabulleri mümin ferasetiyle yerle bir ederdi ve ben bunu nasıl düşünemedim derdiniz. Abdülkadir Geylani “Titizlik edepsizliktir” derken ne demek istedi onu tanımasaydım anlayamazdım. O bu konuya çok önem verdiği için burada açmak istiyorum: “Temizliğin kurallarını ve sınırlarını da Allah belirlemiştir ve bu sınırları yeterli bulmayan, deterjansız temizlik olmayacağına inanan haddi aşmıştır.” Ayrıca deterjan kullananlar çocuklarının ve yeni doğacak bebeklerinin kısır olmasına sebep olurlar. Onu sevenlerin ilmihallerde temizlik bölümünü okumasını rica ediyorum. Ömrü vefa etseydi bu konuda yeni bir kitap üzerine çalışacaktık.

Onu gerçekten anlayanlar modern hayatın dayattığı her şeyin bir esaret olduğunu ve kurtulma yollarını öğrendiler. “İlaç kullanmak ve aşı yaptırmak bir esarettir. Market veya mağazalarda satılanlara mecbur olmak bir esarettir, moda bir esarettir… Kendi ihtiyaçlarımızı, tercihlerimizi belirlemeli, talep etmeli ve üretmeliyiz.”

Dersleri ve konferansları o kadar sarsıcı olurdu ki çıt çıkmazdı. Hem anlattıklarını ilk defa duyduğunuz için, hem de üzerindeki alim heybetinden dolayı 3-4 saat hiç kıpırdamadan dinleyebilirdiniz. Ana dili Türkçe olmamasına rağmen hitabeti, anlatımı o kadar güzeldi ki konuşurken kelimelere ayrı bir mana katardı.

Hastalığın aslında ne olduğunu, şifanın dünyayı ve ahireti içine alan bir kavram olduğunu onunla öğrendik.

O vazifesini yaptı, tavsiye ettiği gibi yaşadı, kitabında anlattığı gibi son nefesini verdi. Allah biz talebelerine onun misyonunu birlik içinde sürdürebilmeyi nasip etsin.

Hatice Misge

2 Veya 3 Günlük Açlık Nasıl Yapılır?

2

2 veya 3 GÜNLÜK AÇLIK NASIL YAPILIR?

Açlıktan önceki gün Aynen 36 saatlik açlıktaki gibi geçirilir.

  1. , 2. ve 3. gün Aynen 36 saatlik açlığın 1. günü gibi geçirilir.

Açlıktan sonraki gün (3. Veya 4. gün) Aynen 36 saatlik açlıktan sonraki gün gibi geçirilir.

36 Saatlik Açlık Nasıl Yapılır?

0

36 SAATLİK AÇLIK NASIL YAPILIR?

Açlıktan önceki gün Saat 19.00’dan sonra hiçbir şey yenmez. Yemekten hemen sonra yarım çay kaşığı toz sinameki yutarak veya yatmadan önce ya da sahurda bir bardak suda 1 yemek kaşığı magnezyum sülfat (İngiliz tuzu) eritip içerek bağırsaklar boşaltılır. Sahurda da bir bardak su içilir. (Kabızlık sorunu olanlar sahurda lavman yapabilir. Aksi halde lavmana gerek yoktur.)

Açlık günü iftarda bir şey yemeden 1–3 yudum temiz su ile oruç açılır. (Su içme isteği baskın olursa su içilebilir.)

Açlıktan sonraki gün:

* Sabah ilk olarak saat 07.00’da meyve suyu içilir. Bu şekilde 36 saatlik oruç tamamlanmış olur.

* Ardından meyve yenir.

* Gün boyu yalnızca taze sıkılmış meyve suyu içilir; meyve ve salata yenir.

* Akşama yakın yemek yenebilir.

Sağlıklı Yaşam İçin Ömür Boyu Dikkat Edilmesi Gereken Kurallar

2

 

            Ömür boyu sağlıklı olmak için en temel beslenme kuralları:

  • Sabah kahvaltısı ve 14:00-18:00 arası bir öğün olmak üzere günde 2 öğünden fazla yememek.
  • Tokken yememek.
  • Yemek, kahvaltı ve meyveyi tek çeşit yemek. Her sofrada salata bulunabilir. Sebze yemeklerinin yanında ev yoğurdu tüketilebilir.
  • Mizaca uygun yani kan grubuna uygun beslenmek
  • Kan grubu listesinde “Faydalı” olarak belirtilen yiyecekler hem en kolay sindirilen besinlerdir, hem de en kuvvetli ilaçlardır.
  • En geç saat 18:00’de yemek yiyin.
  • Yemekten sonra en az 5 saat meyve veya başka bir şey yenmez; yalnız şekersiz bitki çayı içilebilir. 1 saat arayla farklı meyve yenebilir.
  • Beslenmenizin % 60’ını çiğ besinler oluştursun.
  • Her lokmayı en az 21 defa çiğneyin.
  • Mısırözü yağı,  ayçiçek yağı, fındık yağı, soya yağı, kanola yağı ve margarin transgenik yağlardır; rafine ve hidrojenize edilmiştir, kullanmayın! Yalnızca zeytinyağı, kuyrukyağı ve içyağı kullanabilirsiniz. Tereyağı miktarını kan grubunuza göre ayarlayın. A grubu iseniz haftada bir, AB grubu iseniz haftada 2-3, 0 ve B grubu iseniz hergün kullanabilirsiniz.
  • Rafine tuz veya iyotlu tuz kullanmayın. Yalnız kaya tuzu kullanın.
  • Rafine şekeri azaltın, tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren maddeleri kullanmayın! Kaya şekeri veya diğer adıyla nöbet şekeri kullanabilirsiniz.
  • GDO (genetiği değiştirilmiş organizma)  buğday, çavdar ve mısırdan uzak durun!
  • Süt ürünlerini balık, tavuk ve et ile; bakliyatları ve fasulyeyi yoğurt ile yemeyin.
  • Karışık et (salam, sucuk, sosis gibi) yemeyin. Sindirim bozulur, toksik birikinti, cilt hastalıkları, sara krizleri ve karaciğer hastalıklarına yol açar!
  • Kullandığınız buğday, mısır, bakliyat, sebze ve meyvenin GDO olmamasına dikkat edin. Bunlar, hafıza kaybı, konsantrasyon bozukluğu, şeker hastalığı ve obeziteye sebep olur, insan vücudunda da genetik değişimlere yol açar.
  • Ambalajlı, katkı maddeli, uzun ömürlü hiçbir hazır yiyecek ve içecek kullanmayın; kesinlikle sakız çiğnemeyin. Çocuklarınızı da bunlardan uzak tutun; ilaçsız kurutulmuş olması şartıyla hurma, incir, üzüm, dut kurusu, kayısı gibi kuru meyve, pestil ve cevizli sucuk gibi doğal çerezler ve kavrulmamış kuruyemiş yemeye alıştırın.
  • Taze kaynak suyu için, bulamıyorsanız suyu buzlukta dondurun, eridikten sonra 12 saat içinde tüketin. Kaynak suyu ve dondurulup eritilen su, toprak testide daha uzun süre canlılığını korur. Mümkün değilse cam kaplarda muhafaza edin.
  • Balı metal kaşık ve kaplarla kullanmayın, sıcak içeceklere katmayın. Aç karna yiyin.
  • Doğal ortamında doğal beslenen et, tavuk ve balık tercih edin. Köy yumurtası kullanın, en fazla 7 gün içinde tüketin.
  • Mevsimi dışında meyve ve sebze yemeyin. Doğal kurutulmuş olanlar kullanılabilir.
  • Yemeklerinizi demirdöküm, cam veya toprak tencerede pişirin, saklama kabı olarak emaye, porselen ve cam kullanın.
  • “Doğal” ve “Bitkisel” adı altında pazarlanan vitaminler genetiği değiştirilmiş ürünlerden elde edilir. Dikkatli olun!
  • Her türlü ilaç, karaciğeri, böbrekleri, bağışıklık sistemini ve hormonal sistemi tahrip eder; kan üretimini bozar. Özellikle yeni nesil ilaçlar genetiği bozar.
  • Deterjanların ve kozmetiklerin hem vücudunuza hem tabiata sayısız zararı vardır. Deterjanların tümü titanyum dioksit ve biyoteknoloji ile üretilen GDO aromalar içerir ve GDO yağlardan üretilir. Deterjan yerine kokusuz arap sabunu ve doğal üretilmiş zeytinyağlı sabun kullanın. Sade Pazar için özel üretilen, kimyasal maddeler, enzimler, titanyum dioksit ve aroma içermeyen deterjanları kullanabilirsiniz. Saçlarınızı kil, buğday kepeği, yoğurt suyu, taze yumurta sarısı veya doğal sabun ile yıkayabilirsiniz. Durularken suya sirke katabilirsiniz.
  • Başağrısı olunca veya tansiyon yükselince kusabilirseniz kusun, kusamazsanız lavman yapın, duş alın, omuzdan başlayarak sırta, omurganın iki yanına ve baldırların arkasına kupa kapatın.
  • En az 40 gün ara vermeden günde 3 defa dişlerinizi ve dişetlerinizi misvaklayın. Misvağı suyla değil dişlerinizle ve tükrüğünüzle yumuşatın. 2-3 günde bir ucunu kesin. 10 cm kalınca değiştirin. Diş fırçası ile toz misvak kullanın.
  • Parfüm, deodorant, vücut losyonu, sıvı sabun, ıslak mendil, traş kremi ve traş köpüğü gibi aromalı/kokulu ürünleri kullanmayın, evinizde dahi bulundurmayın!
  • Tarla ve bahçede üretim yapıyorsanız kimyasal gübre yerine hayvan gübresi, kimyasal ilaçlar yerine ısırgan suyu, sulandırılmış arapsabunu veya göz taşı gibi doğal yöntemler deneyin.
  • Plastik eşyalar kullanmayın,  plastik yakmayın, yakılan yerde bulunmayın.
  • Kıyafetlerinizi pamuk, yün, keten ve ipek gibi doğal kumaşlardan seçin.
  • Nanoteknoloji ürünü herşeyden uzak durun. Örneğin; kendi kendini temizleyen kumaşlar, duvar boyaları gibi.
  • Tırnaklarınız iç organlarınızla bağlantılıdır, boyayarak zarar vermeyin.
  • Sabah güneş doğmadan önce kalkın ve akşam güneşin batmasına 1–2 saat kala uyumayın! Bu saatlerde uyumak uyku, yorgunluk ve tembelliği artırır. Çünkü bu saatlerde, sinir sisteminin dengeli çalışması için gerekli olan maddeler üretilir. Bu süreç uyku halinde yavaşladığı için psikolojik ve ruhsal rahatsızlıklar ortaya çıkar.
  • Gerçek Tıp – Yitik Şifanın İzinde kitabında “Böbrek ve İdrar Yolları Hastalıkları” bölümünde “Böbrekleri Koruma” konusunu okuyun ve ömür boyu dikkat edin. Çünkü böbrek hastalıkları Türkiye’de çok yaygın ve iyice ilerleyene kadar tesbit edilemiyor.

Ölçüler: Büyükten küçüğe doğru, su bardağı, çay bardağı, yemek kaşığı, tatlı kaşığı, kahve kaşığı ve çay kaşığı.

  • Bu yazı Dr. Aidin Salih’in Gerçek Tıp adlı eserinden alıntılarla hazırlanmıştır.

 

Daha detaylı bilgiye sahip olmak için Dr. Aidin Salih’in Gerçek Tıp adlı eserini okuyun.

Dr. Aidin Salih ve Kan Grubuna Göre Beslenme

0

 

Dünyada uzun zamandır uygulanan ancak Türkiye’de, doğal sağlık alanında bir çığır açan Dr. Aidin Salih ile birlikte konuşulmaya başlanan “kan grubuna göre beslenme” kavramı zamanla pek çok kimsenin sahiplendiği bir konu oldu, üzerine kitaplar yazıldı. Ancak bu kitaplardaki yaklaşım Aidin Salih’in ferasetli yaklaşımından farklı olarak daha keskin bir teori olarak ortaya çıktı.

Üzerinde konuşuldukça ve yaygınlaştıkça konu, doğal olarak, bir çok yönüylesıkça tartışılıyor:

“Kan gruplarının bilinmediği dönemlerde insanlar yanlış mı besleniyordu?”
“Allah herşeyi bizim için yarattıysaneden bazı yiyeceklerden mahrum olalım?”
“Kan grubuma uygun olmayan yiyeceği hiç mi yiyemeyeceğim?”
Vs…

Bu yazı, bu tartışmalar ve bazı forumlardaki “Aidin Salih kan grubuna göre beslenme konusunda sonradan fikrini değiştirdi” şeklindeki söylentilerin sebep olduğu karışıklığı ortadan kaldırmak için kaleme alındı.

Ortamdaki bilgi kirliliğinden Aidin Salih’in öğretileri sayesinde korunan, onun tedavi yöntemleri ile şifa bulmuş ve sağlıklı yaşamanın doğru kurallarını benimseyip hayata geçirmiş binlerce kişi açısından bu konunun açıklığa kavuşması gerekiyor:

İnsana, henüz anne karnındayken anne babadan genetik mirasla gelen ve kendine özgü yaradılış özelliklerinin oluşturduğu bir mizaç verilir. Daha sonra doğum şekli, aşılar, beslenme ve bedene yapılan müdahaleler gibi etkenlere bağlı olarak mizaç ya muhafaza edilir veya değişmeye başlar. Bu değişime yaşanılan yerin havası, suyu, hayat şartları, çevresindeki insanların özellikleri ve başından geçen olaylar da etki eder.

Önemli olan içsel bilginin yani fıtratın korunması, ancak mizaçtan gelen bazı köşeler varsa bunların da İslam terbiyesi ile törpülenmesidir. İnsanın vazifesi ölene kadar dosdoğru olmayı başarması ve hayatının sonuna doğru mutedil mizacı kazanabilmesidir. Dolayısıyla ihtiyarlayan insanın beslenmesi gençliğindekinden farklı olabilir.

Yalnız insanların değil yeryüzündeki canlı ve cansız bütün varlıkların bir mizacı vardır ve bunların bir kısmı bir kısmıyla uyum içindeyken bir kısmı değildir.
Mizaç kavramı yüzyıllar öncesinde İbn-i Sina ve başka tabipler tarafından da çalışılmış ve insanların ve bütün besinlerin mizacı çok ayrıntılı olarak incelenmiştir.
O dönemde, hastaların mizaçlarına uygun tarzda beslendiğini ve yine mizaca uygun şifalı bitkilerin tespit edilip tedavinin parçası olarak kullanıldığını biliyoruz . Bugün de bu yöntemle çalışan ekoller, hekimler bulunmaktadır. Aidin Hanım ise herkesin bu kadar ayrıntılı bilgiyi edinmesine gerek olmadığını, içsel bilginin kişiye yeterli olduğunu düşünürdü. Yalnız hastaların, yani mizaç özelliklerini yitirmiş, homeostasisi bozulmuş olanların kan grubuna faydalı ve zararlı olanları öğrenmesi ve iyileşene kadar buna dikkat ederek beslenmesini tavsiye ederdi. Bugün mizaç kavramına en yakın kavram kan grubu kavramıdır ve kan grubuna göre beslenme uzun yıllar insanların kendi üzerinde ve çevresinde tecrübe ettiği ve faydalandığı bir yöntemdir.
İnsanlar ve hayvanlar doğal olarak mizacıyla uyumlu besinlere yönelir. Çok çeşitli gıdaların heryere ulaştığı; karışık ve aşırı beslenmenin yaygınlaştığı günümüzde ise insanların çoğu temel mizaç özelliklerini kaybetmiştir. Bununla birlikte, insanı fıtratına uygun davranmaya yönlendiren içsel bilgi de kaybolmuştur.

Fıtratı yapay besinlerle ve ilaçlarla bozulmamış olanlar,doğal olarak, kendi mizacına yani kan grubuna göre beslenir. Örneğin 2 gün üstüstehamur işi yiyen bir 0 grubu ya da 2 gün üstüste kırmızı et yiyen bir A grubu rahatsızlık hisseder, bunu hissettiği için bu hatayı tekrarlamaz.
Dolayısıyla kişinin doğru beslenme için kan grubunu bilmeye değil, ‘Mizaç Özellikleri’ni ve ‘İçsel Bilgi’yi korumaya ihtiyacı vardır. Mizaç özelliklerini korumak ise normal doğumla dünyaya gelmek, aşı yaptırmamak, anne sütüyle beslenmek, erken aylarda karışık ve sindirimi ağır gıda almamakla mümkün olur.
‘İçsel Bilgi’, yapılan hatalarla yavaş yavaş kaybedilmediği takdirde kişi kan grubunu bilmese de kendisi için sağlıklı ve doğru besinlere yönelir.

Bunu en açık, mizaca dair özellikleri korunmuş çocuklarda müşahede etmek mümkün. Kan grupları farklı 4 çocuğa etli pilav, tavuklu pilav ve bulgur pilavı teklif edilse; A grubu çocuk tavuklu pilavı veya bulgur pilavını tercih eder, etli pilavı istemez; 0 grubu etli pilav veya tavuklu pilav tercih eder, bulgur pilavını istemez; B grubu çocuk etli pilavı tercih eder, tavuklu pilavı istemez; AB grubu çocuk B grubu baskın ise etli pilavı, A baskın ise bulgur pilavını tercih eder.

Ulaşımın bugünkü kadar hızlı olmadığı dönemlerde insanlar; yaşadıkları bölgeyle uyumlu mizaç özellikleri taşıdığından ve bu kadar aşırı ve karışık bir beslenme alışkanlığına sahip olmadığından, ilaveten sentetik gıdalar da söz konusu olmadığından mizaca uygun beslenirdi. Bugün, ulaşımın gelişmesiyle dünyanın her yerinden bölgemize ulaşan binlerce çeşit yiyecek sebebiyle kan grubu kavramına ihtiyaç duyuyoruz. Nitekim kan grubuna göre beslenenler bir süre sonra rahatlar, fazla kilolarından kurtulmaya başlar. Bunun sebebi kan grubuna uygun besinlerin rahat hazmedilmesi, metabolik atık miktarının minimum düzeye inmesidir. Kişi bedeninde biriken ve hastalanmasına sebep olan atık maddelerden kurtulup içsel bilgiyi geri kazandığı zaman kan grubu kavramına ihtiyacı kalmaz.

Ayrıca beslenme konusunda kadim bilgiyi esas alan ve yeme hırsına kapılmayan insan günlük ihtiyacı olan yaklaşık 400 gram yiyecekle yetinse, yedikleri kan grubuna uygun olmasa bile onu fazla rahatsız etmez. Sindirimi için gerekli olan enzimleri birbirine uymayan çok çeşitli besin bir arada; üstelik fazla miktarda tüketiliyorsa, buna ek olarak kan grubuna uymayan yiyecekler de yeniyorsa o zaman bu ciddi bir hatadır ve tekrarlandıkça insanı yavaş yavaş hastalığa doğru götürür.

Özetle, yukarıdaki sorulara cevap olarak sağlıklı insan, Allah’ın helal kıldığı ve canının istediği her şeyi kan grubuna bakmaksızın,Resulullah’ın tavsiye ettiği sınırlar dahilinde yiyebilir. Hastaların kan grubuna uygun beslenmesi ise sağlığı geri kazanmak için mücadele veren bağışıklık sisteminin işini kolaylaştırır.

Hatice Misge (yitiksifa.com)

0 Kan Grubu Beslenme Listesi

0

KAN GRUBU O

 

Faydalı Olan Yiyecekler

 

Et Ürünleri: Dana, sığır, koyun eti ve yabani hayvan eti (biraz yağlı olabilir); balık; taze köy yumurtası.

Yağlar: Zeytinyağı, keten yağı, ceviz yağı, hayvani yağlar (iç yağı/kuyruk yağı)

Sebzeler: Enginar, karalâhana, brokoli, hindiba, marul, ıspanak, roka, maydanoz, pazı,  yapraklı sebzeler,  turp (bilhassa karaturp), kırmızı pancar, soğan, sarımsak, kabak, balkabağı,

Meyveler: İncir, üzüm (bilhassa kara üzüm), erik, mürdüm eriği, kiraz, vişne, greyfurt ve suyu, karadut, karpuz, mango.

Baharatlar: Ceviz, kavrulmamış kabak çekirdeği, kırmızı pul biber, zencefil, safran, keçiboynuzu,  zerdeçal, kimyon, kişniş, keten tohumu.

Çaylar: Kuşburnu, mercanköşk, ıhlamur, yeşil çay, kekik, tarhun, biberiye, alıç, zeytin yaprağı, ayrıkotu

Diğerleri: Hakiki bal ve doğal maden suyu

 

Yenilebilecek Olanlar

 

Et ürünleri: Tavuk, hindi ve yabani kuş eti

Süt Ürünleri: Ara sıra kaymak, ev yoğurdu, ev yapımı kefir, doğal üretim çökelek, koyun ve keçi peyniri, eski kaşar, tulum peyniri –  bunlar haftada 1-3 defa yenebilir; koyun, keçi, deve sütü (inek sütü yalnızca sütlü tatlılarda tarçın ve zencefil ile tüketilebilir.)

Sebze ve Meyveler: Her çeşit çiğ lahana (bağırsaklarda gaz yapan hariç); yer elması, börülce, barbunya, yeşil fasulye, nohut; patlıcan, kereviz, mandalina ve zararlılar kategorisine girmeyen her meyve, sebze ve yiyecek.

Tahıllar: Pirinç ve ürünleri, karabuğday ve çeşitleri, çavdar ve çeşitleri, eski Türk buğdayı ve çeşitleri; yerli mısır ve mısır ürünleri

Kuruyemişler: Susam ve ürünleri, ceviz, kavrulmamış veya yeni kavrulmuş çam fıstığı, fındık, badem ve badem yağı, kestane.

 

Zararlı Olan Yiyecekler

 

Süt ve süt ürünleri (’’Yenilebilecek olanlar’’ hariç), buğday ve buğday ürünleri, yer fıstığı, karnabahar, portakal, aloe vera, domates salçası, kahve, siyah çay, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her  türlü yiyecek ve içecek.

 

Not: Sağlıklı insanlar ve tamamen iyileşenler zararlılara giren yiyecek ve içecekleri, doğal ve genetiği değiştirilmemiş ise ara sıra ölçülü olarak tüketebilirler.

 

 

 

AB Kan Grubu Beslenme Listesi

1

KAN GRUBU AB

 

Faydalı Olan Yiyecekler

 

Et Ürünleri: Koyun,  tavşan ve hindi eti, balık; kırmızı levrek, sardalya, taze yumurta

Süt Ürünleri: Yoğurt,  doğal beyaz peynir, eski kaşar, keçi ve koyun sütü ve peyniri

Yağlar: Zeytinyağı, ceviz yağı ve iç yağı, kuyruk yağı

Karbonhidratlar: Karabuğday ürünleri ve ekmeği, yulaf ürünleri ve ekmeği, pirinç ürünleri ve ekmeği, eski türk buğdayı ve ürünleri, arpa ürünleri ve ekmeği

Sebzeler: Salatalık, karnabahar, beyaz lahana, patlıcan, kırmızı pancar, semiz otu, ıspanak, kara lahana, marul, havuç, pazı, brokoli, sarımsak, soğan, kereviz, maydonoz ve her türlü yeşil yapraklı sebze

Bakliyatlar: Yeşil mercimek

Meyveler: İncir, üzüm, kiraz, vişne, erik, greyfurt, limon, mürdüm eriği, karpuz, ananas

Kuru yemişler: Yer fıstığı, ceviz, badem,  fındık

Baharatlar: Zencefil, kimyon, zerdeçal, kişniş, çemenotu, kakule, keten tohumu

Çaylar/İçecekler: Kuşburnu, papatya, yeşil çay, kekik, lavanta, ısırganotu, taze kahve

Diğerleri: Halis bal, pekmez, magnezyum sülfat (İngiliz tuzu)

 

 

 

Yenilebilecek Olanlar

 

Et Ürünleri: Arasıra dana/sığır eti

Süt Ürünleri: Tek ineğin sütü, arasıra tereyağı

Bakliyatlar: Kuru fasülye, barbunya

Baharatlar: Kekik, nane, nöbet şekeri

Kuruyemişler: Antep fıstığı

Sebze ve Meyveler: Pırasa, domates, kayısı, dut, kavun muz, mandalina, kestane, nar, nar suyu ve  “Zararlılar”a girmeyen yiyecekler

NOT: Kan grubu AB için kesin kuralları olan faydalılar-zararlılar listesinden söz etmek zordur. B ağırlıklı AB’ler B grubuna göre, A ağırlıklı AB’ler A grubuna göre beslenme programlarında değişiklik yapabilirler. Kendisine neyin dokunup, neyin iyi geldiğine karar verebilmesi için AB grubunun mutlaka sağlıklı ve açlıkları yapmış olması gerekir.

 

 

 

Zararlı Olan Yiyecekler

 

Tavuk eti, deniz hayvanları, mısır ve ürünleri, nohut, çavdar ekmeği, susam ve ürünleri, börülce fasülye, ayçiçeği, pul biber, kara ve beyaz biber, domates salçası, portakal ve suyu, avokado, enginar, turp, aloe vera, portakal, hindistan cevizi, tahin.

 

Not: Sağlıklı insanlar ve tamamen iyileşenler zararlılara giren yiyecek ve içecekleri, doğal ve genetiği değiştirilmemiş ise ara sıra ölçülü olarak tüketebilirler.

 

 

 

 

 

B Kan Grubu Listesi

0

KAN GRUBU B

Faydalı Olan Yiyecekler

 

Et Ürünleri: Koyun, kuzu, keçi, hindi, tavşan,  yabani et, alabalık, sardalya, kırmızı levrek, mezgit, taze yumurta

Süt Ürünleri: Yoğurt, doğal süt, doğal beyaz peynir, eski kaşar, koyun ve keçi sütü ve peyniri

Yağlar: Zeytinyağı, içyağı/kuyruk yağı

Karbonhidratlar: Yulaf, pirinç, doğal buğday ve çeşitleri,

Sebzeler: Patlıcan, kereviz, kırmızı pancar, havuç, her çeşit lahana, karnabahar, patates, her biber, kara hindiba, maydanoz ve her tür yeşillik

Meyveler: Erik, karpuz, muz, üzüm, incir, vişne, kiraz, şeftali, turunçgiller (mandalina, portakal, greyfurt, limon)

Kuruyemişler: Ceviz

Baharatlar: Kimyon, çemen, pul biber, köri, reyhan (fesleğen), kişniş

İçecekler: Papatya, kekik, lavanta, nane, yeşil çay,

Diğerleri: Halis bal, pekmez, magnezyum sülfat (İngiliz tuzu)

 

 

 

 

Yenilebilecek Olanlar

Et Ürünleri: Tavuk ve kaz hariç her türlü et

Süt Ürünleri: Tereyağı, kaymak,

Karbonhidratlar: Arpa ve ürünleri

Bakliyatlar: Barbunya, beyaz fasulye, inci fasulye, yeşil fasulye, yeşil mercimek

Baharatlar: Sinameki, keçi boynuzu, nane, anason, kakao, keten tohumu, kekik

İçecekler: İşlem görmemiş çay, taze kahve

Kuruyemişler: Tatlı badem

Sebze ve Meyveler:  Mantar, kabak, ”Zararlılar”a girmeyen her çeşit meyve ve sebze, kestane

Diğerleri: Nöbet şekeri

 

 

 

 

 

Zararlı Olan Yiyecekler

Deniz hayvanları, tavuk ve kaz eti, sarı ve kırmızı mercimek, nohut, yer fıstığı, Antep fıstığı, ayçiçeği çekirdekleri, susam ve ürünleri, mısır ve ürünleri, çavdar ve ürünleri, kara buğday ve ürünleri, enginar, aloe vera, hindistan cevizi, her sıvı yağ, kara biber, beyaz biber, domates salçası, soya sosu, tarçın, tahin.

 

Not: Sağlıklı insanlar ve tamamen iyileşenler zararlılara giren yiyecek ve içecekleri, doğal ve genetiği değiştirilmemiş ise ara sıra ölçülü olarak tüketebilirler.

 

 

 

 

A Kan Grubu Beslenme Listesi

1

KAN GRUBU A

 

Faydalı Olan Yiyecekler

 

Et Ürünleri: Balık: sazan, sardalya, uskumru, kırmızı levrek

Süt Ürünleri: Kefir ve kefir suyu;  yoğurt ve yoğurt suyu

Yağlar: Zeytinyağı, ceviz yağı, badem yağı, kuyruk yağı/iç yağı

Karbonhidratlar: Eski Türk buğdayı ve ürünleri, çavdar ekmeği, yulaf ürünleri, karabuğday ürünleri

Sebzeler: Börülce fasulye, enginar, hindiba, marul, havuç ve havuç suyu, kırmızı pancar ve suyu, semizotu ve suyu, kabak, pırasa, ıspanak, pazı, beyaz lahana, brokoli, yer elması, sarımsak, soğan, kereviz, maydanoz ve her türlü yeşil yapraklı sebze

Bakliyatlar: Her tür mercimek, kuru fasulye, nohut

Meyveler: Kayısı, dut, incir, üzüm, kiraz, vişne, erik, greyfurt, limon, mürdüm eriği

Kuru yemişler: Yer fıstığı, ceviz, kabak çekirdeği, acı badem, badem

Baharatlar: Zencefil, zerdeçal, kakule, hardal, kedi otu, keten tohumu, kimyon, kekik, biberiye, doğal yetiştirilmiş aloe vera, magnezyum sülfat (İngiliz tuzu), karanfil, sinameki

Çaylar/İçecekler: Kuşburnu, taze kavrulmuş kahve, yeşil çay, biberiye, ıhlamur

Diğerleri: Pekmez

 

Yenilebilecek Olanlar

 

Et Ürünleri: Tavuk ve hindi eti (kurban bayramlarında ve 10 – 14 günde bir defa koyun, kuzu eti yenilebilir), taze yumurta

Süt Ürünleri: Koyun, keçi peyniri ve sütü, beyaz peynir, salamura peynir, eski kaşar, tulum peynir, deve, koyun, keçi sütü (Peynirlerin sütü ve mayasına dikkat edilmelidir.)

Diğerleri: Bal, nöbet şekeri, kestane, susam ve ürünleri, pirinç ve ürünleri yerli, mısır ve ürünleri, arpa çeşitleri, barbunya, turp, nar ve “Zararlılar”a girmeyen ve yiyecekler

NOT: Kan grubu A olup 0 taşıyan gruplarda (A0) kırmızı et haftada bir tüketilebilir. 0 taşımayan A’lar ise (AA) kırmızı eti ancak iki haftada bir veya ayda bir tüketebilirler. AA’lar için bal tavsiye edilmezken, A0’lar ara sıra bal kullanabilirler.

 

 

 

 

Zararlı Olan Yiyecekler

 

Tavuk ve hindi hariç) her türlü et, deniz hayvanları (kerevit, kalamar v.b.) ve havyar, inek sütü, patates, pul biber, domates salçası, siyah çay, mandalina, portakal ve suyu, maden suyu

Not: Sağlıklı insanlar ve tamamen iyileşenler zararlılara giren yiyecek ve içecekleri, doğal ve genetiği değiştirilmemiş ise ara sıra ölçülü olarak tüketebilirler.

 

 

Elektro Manyetik Alanların Sağlığımıza Etkileri

0

 

Her geçen gün teknoloji gelişiyor. Elektronik aletlerin kullanımı artıyor. Ve farkında olmadan tüm canlılar bu cihazların yarattığı elektromanyetik alanın ve dalgaların etkisi altında kalıyor. Bu dalgalar kanser başta olmak üzere pek çok ölümcül hastalığa davetiye çıkarıyor. Yapılan birçok araştırma günlük hayatımızda saatlerce kullandığımız, adeta parçamız haline gelen bu cihazların yaydığı elektromanyetik dalgaların insan vücudunda etkili olduğunu gösteriyor.

  • Radyoaktiviteyi keşfeden Polonya asıllı Fransız kadın fizikçi 1903’te Nobel Fizik Ödülü’ne, 1911’de ise Nobel Kimya Ödülüne de layık görüldü. Fakat 1934 yılında Fransa’nın Savoy (Savoie) kentinde kan kanserinden öldü. Aşırı dozdaradyasyona maruz kaldığı için kan kanserinden ölmüştür. Yapılan otopside radyum ve polonyumun tüm iç organlarını dağıttığı fark edilmiştir. Elektromanyetik dalgalar sanıldığı kadar masum değildi, çünkü Marie Curie’nin hastalığı aşırı dozda radyasyona maruz kalmasına bağlıydı.
  • 2006 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklama her geçen gün teknolojinin gelişmesiyle hayatımıza giren elektrikli aletlerin yarattığı bu durumun hafıza kaybı, düşük ve kanser riskini yüzde 50 artırdığı yönünde.
  • Çevre bilimcilerin ‘elektromanyetik kirlilik’ olarak adlandırdığı televizyon, mikrodalga fırın, bilgisayar, cep telefonları gibi aletlerin yaydığı elektromanyetik dalgaların yarattığı kirlilik, gözle görülemiyor, ne yazık ki tehlikenin boyutu da fark edilemiyor!
  • Uzmanlarca pek çok hastalığa neden olduğu kanıtlanan bu aletlerin kullanımı obezite’den cinsel sorunlara, Alzheimer’dan erken yaşlanmaya, göz tümöründen kan kanserine kadar pek hastalığa sebep oluyor.
  • Elektromanyetik kirlilik en fazla kafatası kemikleri ve beyin sıvılarını etkiliyor. En büyük zararı da vücutları tam olarak gelişmemiş çocuklar ve ergenlik çağındaki gençler görüyor.

Elektrik enerjisi, hayatımızı sürdürebilmemiz için 20. yüzyıla göre artık daha fazla önceliğe sahiptir. Daha fazla elektrik tükettiğimiz için şebekede daha yüksek manyetik alanlar oluşmaktadır.

  • İletişimin vazgeçilmezi cep telefonları, dizüstü bilgisayarlar, bluetooth kulaklıkları, oyun konsollarının yaydığı elektromanyetik kirlilik sadece hastalıklara yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda metropolde yaşayanların en çok yakındığı enerji düşüklüğü, gerilim, halsizlik ve kalitesiz uykuların da nedeni. Evet, bu aletler yaşamı çok kolaylaştırıyor ama ya sonrası…
  • Günlük yaşantımızda ne kadar sık ve uzun süreli kullandığımızın farkına bile varmadığımız elektronik cihazlar elektromanyetik alan (EMA) yaratmaktadır. Elektronik cihazlardan üretilen elektromanyetik dalgaların gücü ister yüksek, ister düşük olsun, insan vücudunda etkili olmaktadır.
  • Elektromanyetik dalgalar (EMD) vücuttaki dokulara;

1) Isıtarak; Yüksek güçlü EMD ısıya bağlı zarar verirken

2) kimyasal değişimlere yol açarak zarar verenler; düşük watt’lı EMD’nin uzun süre alınmasıyla dokularda kimyasal değişmeler nedeniyle zararlı etkileri ortaya çıkar.

ELEKTROMANYETİK ALAN (EMF) NEDİR?

Elektrik Alanı Nedir?

  • Elektrik alanı, bir elektrik yükünün başka bir elektrik yükü üzerinde yarattığı çekme veya itme kuvveti etkisini ifade eder. Elektrik alanını meydana getiren şey, elektrik yüklerinin varlığıdır. Bundan dolayıdır ki, elektrik şebekesine bağlı bir lamba, içinden akım geçip yanıyor olmasa bile bir elektrik alanı yaratır. Bir cihazın beslenme gerilimi yükseldikçe, bunun sonucu olarak ortaya çıkan elektrik alanı da yükselir. Elektrik alan şiddeti, kaynaktan uzaklaştıkça hızla azalır. Elektrik alanı için dikkate değer bir nokta, az da olsa yalıtkan nitelikli küçük bir engelin bile (bina, ağaç vb.) elektrik alanını engelliyor olmasıdır.
  • Elektromanyetik alan, elektromanyetik dalgalardan oluşur. Elektromanyetik dalgalar ise Elektrik Alan (E) ve Manyetik Alan bileşenlerinden oluşan, ışık hızı ile hareket eden dalgalardır.
  • Prize takılı her elektrikli cihaz kapalıyken bile elektrik alanı yaratıyor, ama açıkken buna bir de manyetik alan ekleniyor. Elektrik alanı oluşması için aslında bir cihaza bile gerek yok, prizin kendisi de, prize takılı herhangi bir uzatma kablosu da elektrik alanı yaratmaya yetiyor!
  • Günlük hayatta televizyon ve radyo sinyallerinin alındığı her yerde, bilgisayar ekranı karşısında elektrikli battaniye ya da mikro dalga fırın gibi elektrikli aletleri kullandığımız durumlarda EME’nin çeşitli etkileriyle karşılaşırız.
  • Mobil telefonlar tarafından kullanılan radyo frekans (RF) sinyalleri de bir EME şeklidir. Radyo sinyalleri 100 yıldan fazla bir süredir iletişim teknolojisinde kullanılmaktadır. Televizyon ve radyo vericileriyle karşılaştırılırsa, baz istasyonları çok düşük seviyelerde EME yayınlar.

Manyetik Alan nedir?

  • Manyetik alan, elektrik yükleri yer değiştirdiğinde, yani bir elektrik akımı, sirkülâsyonu olduğunda ortaya çıkar. Lamba yandığında, elektrik alanının yanı sıra, akımın besleme kablosundan lambaya geçişinden kaynaklanan bir manyetik alan da söz konusudur. Akım ne kadar yüksekse, bunun bir sonucu olan manyetik alan da o kadar yüksek olur. Elektrik alanında olduğu gibi, manyetik alan şiddeti de mesafe ile hızla azalır. Buna karşın, manyetik alan, elektrik alanında olduğu gibi engel teşkil eden nesnelerce neredeyse hiç engellenmez.

Tablo’da elektrik alan ile elektromanyetik alan özellikleri karşılaştırmalı olarak verilmektedir.

 

ELEKTOMANYETİK DALGA: RADYASYON (IŞIMA) NEDİR? 

  • Radyasyon (ışıma) genel anlamda enerjinin uzayda dalgalar ya da tanecikler (fotonlar) halinde yayılmasıdır. Elektromanyetik dalgalar, boşlukta ışık hızında titreşerek (saniyede 300 bin km) yol alırlar. Yayılma hızı, dalgaların geçtiği ortamın elektriği ve manyetik özelliklerine göre değişir. Doğal ve suni olarak üretilen elektromanyetik dalgalar, frekans ve dalga boyuna göre tasnif ediliyor. Isı, ışık ve radyo dalgaları günlük hayattan bildiğimiz ışıma yoluyla yayılma örnekleridir. Elektromanyetik dalgaların yansıma, kırılma, girişim ve polarizasyon özelliği bulunuyor. Bu dalgalar enerji taşıyor. Geçtikleri ortama iyonizasyonun yanı sıra uyarım ve ısı enerjisi de taşıyor.
  • Elektromanyetik radyasyon da kendi içinde iki ana gruba ayrılıyor. Çok düşük frekanslı radyasyon (ELF) ve radyo frekanslı radyasyon (RF). ELF radyasyona elektrik iletim hatları, evlerdeki elektrik tesisatları, elektrikli aletler yol açıyor.

RF radyasyonun faili ise cep telefonları, baz istasyonları, radyo ve televizyon vericileri, modemler,  radar, jammer (parazit yapan radyo istasyonu, sinyal kesici) ve mikro dalga fırınlar…

  • Elektromanyetik dalgalar, madde içine nüfuz edebilme özelliği sebebiyle radyasyon olarak da adlandırılıyor. Radyasyonlar, madde içine nüfuz edip atomları iyonlaştırması (atom moleküllerinden elektron koparabilmesi) ya da iyonlaştırmaması itibarıyla iki sınıfta İyonlaşma, atomlardan ve moleküllerden elektron koparılmasıdır. Enerji yüklü fotonlardan oluşan elektromanyetik dalgalar, çarptıkları cisimlerden elektron kopararak iyonlaşmalarına yol açabilirler.

 

  • Yüksek frekanslı ve dolayısıyla yüksek enerjili olan x ışınları ve gama ışınları iyonlaştırıcı radyasyonlardır.Daha düşük frekanslı, bir başka deyişle düşük enerjili elektromanyetik dalgalar RF gibi ise iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olarak adlandırılırlar. Mobil iletişim sistemlerinin neden oldukları ışınım, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon bölgesi içinde yer almaktadır. Cep telefonları, haberleşme cihazları ve tüm elektrikli cihazlar, iyonlaştırmayan radyasyon (0-300 GHz) içinde ele alınıyor.

Nükleer radyasyon, nötron, proton, alfa, beta tanecikleri, x-ray, MR ve röntgende kullanılan x ve gama ışınları ise iyonlaştırıcı radyasyon (300 GHz ve üstü) türünde yer alıyor.

  • İşte elektromanyetik dalgaların bu özellikleri insan bünyesinde muhtelif menfi tesirlere yol açıyor. İnsana da bir manada elektrikle çalışan bir mahlûk diyebiliriz. İnsan bedeni fonksiyonlarının hepsi 1-250 mikro volt gerilimli elektrik uyarılarıyla gerçekleşiyo Çok düşük frekanslı radyasyon, ELF radyasyonu dışarıdan bu hassas sistemi etkileyerek tabii dengeyi bozabiliyor. Elektromanyetik alanların iki tür biyolojik tesiri bulunuyor. Kısa sürede; baş ağrısı, göz yanması, yorgunluk, gece uykusuzluğu, hâlsizlik, baş dönmesi hissediliyor. Uzun sürede ise insan bünyesindeki moleküler ve kimyasal bağlara, hücre yapısına ve bağışıklık sistemine zarar veriyor.
  • Elektronik cihazlardan üretilen elektromanyetik dalgaların gücü ister yüksek, ister düşük olsun, bu dalgalar insan vücudunda etkili olmaktadır. Elektromanyetik dalgalar (EMD) vücuttaki dokulara ısıtarak ve /ya da kimyasal değişimlere yol açarak zarar verirler. Yüksek güçlü EMD ısıya bağlı zarar verirken, düşük watt’lı EMD’nin uzun süre alınmasıyla dokularda kimyasal değişmeler nedeniyle zararlı etkiler ortaya çıkar. Elektromanyetik radyasyonlar boşlukta yayılma özelliğine sahiptir. Bu tür dalgalar, dalga boyları ve frekansları ile belirlenir. Tüm EMD, boşlukta aynı hızla yayılır. Bu hız ışık hızına eşit olup saniyede 300.000 km’dir. Enerjileri çok yükselen bu ışınlar moleküllere çarptığında onları iyonlaştırarak, molekül yapısını, yani yaşamsal işlevlerini bozar ve böylece olumsuz biyokimyasal tepkimeler sonucunda kanser oluşumunu kolaylaştırır.

ELEKTROMANYETİK ENERJİ KAYNAKLARI NELERDİR?

  • Doğal Alanların Kaynakları:

Doğal elektromanyetik alanların çoğunun frekansı 0 Hz’dir: Bunlar statik alanlar olarak adlandırılır. En kayda değer örnekleri şunlardır:

  • Yerkürenin pusuladaki mıknatıslı iğneyi yönlendiren manyetik alanı,
  • Fırtına bulutlarının altında çok yüksek değerlere ulaşabilen atmosferik elektrik alanı.

Öte yandan, zaman içinde değişen ve bazıları çok yüksek frekanslı olan elektromanyetik alanlar yaratan başka doğal kaynaklar da vardır. Şu örnekleri sayabiliriz:

  • Statik elektrik
  • Bulutlarda biriken elektriği deşarj eden bir elektrik akımı olan şimşek
  • Güneş ışığı ve kozmik ışınım gibi çok yüksek frekanslı elektromanyetik ışınımlar

 

  • Doğal Olmayan Alanların Kaynakları:

Elektrik enerjisi ile çalışan sistemler elektromanyetik enerji yayan başlıca kaynaklardır.

  • Çeşitli elektrikli ev aletleri (buzdolabı, çamaşır makinesi, ütü, mikser, mutfak robotu, saç kurutma makinası, vb.)
  • Televizyon ve bilgisayar ekranları
  • Floresan ve halojen lambalar
  • Tedavilerde kullanılan elektrikli tıbbi cihazlar
  • Enerji nakil hatları ve trafo istasyonları
  • Radyo, TV, telsiz ve GSM sistemi verici istasyonlarının antenleri
  • Radar sistemleri ve uydu iletişim sistemleri

 

  • Elektriğin kablolardan hareket etmesi elektrik ve manyetik alanlar oluşturmaktadır. Kızartma makineleri ve elektrik battaniyeleri yüksek voltaj hatlarınınkine yakın manyetik alanlar oluşturmaktadır. Eğer böyle bir risk varsa evlerdeki araç ve gereçler daha büyük oranda etki yapabilecektir. Elektriksel ve manyetik alanların bağışıklık sistemini, iç salgı sistemini, büyüme düzenleyici mekanizmaları etkilemektedir.
  • Elektromanyetik radyasyona maruz kalmamız sadece evimizle sınırlı değil. İş yerlerinde fotokopi makineleri, bilgisayarlar ve diğer teçhizattan yine radyasyon fışkırıyor. Devlet dairelerine ve havaalanlarına girerken geçtiğimiz metal detektörlerden de iyice ışınlanıyoruz. Hadi işi gücü geçtik; gelelim hafta sonuna. Aile boyu gidilen alışveriş merkezlerinin kapısında da bırakmıyor peşimizi radyasyon. Hele hele tren, metro ve uçak yolculuklarında da yüksek miktarda elektromanyetik radyasyon alıyoruz.

 

 

Tablo 1: Sürekli kullanılan bazı cihazlardan yayılan Elektrik ve Manyetik Alan değerleri

  • Elektromanyetik dalgalar binaların içine girebilirler. Bütün cisimler elektriksel iletkenliklerine bağlı olarak elektromanyetik dalgaları yansıtma ya da geçirme özelliğine sahiptir. Elektromanyetik dalgalar, bina duvarından geçerken havada yayılmalarına göre enerjilerinin daha büyük bir kısmını kaybederek zayıflarlar.

 

Elektromanyetik Alanların Günlük Hayatımızı Nasıl Etkiler?

  • Düşen bir yıldırımın elektronik cihazlarını çalışamaz duruma getirebilmesi
  • Evdeki ya da ofisteki bilgisayarın FM dalga radyo yayınlarını bozması
  • Elektrik süpürgesinin TV’lerde karlanmaya sebep olması
  • Floresan lambalar yandığında bilgisayar ekranının kırpışması
  • Havaalanı radarlarının dizüstü bilgisayardan etkilenmesi
  • Cep telefonları ya da bilgisayarların araçların ABS fren sistemini kilitlemesi

Derleyen: Emine Aydın