Türkiye 1990 yılından bu yana ilaçlanıyor… Bu bir çok yurt içi ve yurt dışı kaynaklı İnternet sitesinde yer alan, bir çok TV programına konu olmuş, bir çok araştırmacı tarafından araştırılan ve bu ilaçlanmanın dolaylı bir nüfus kontrol operasyonu olduğu söylenen önemli bir iddia…

Uçak motorlarından çıkan beyaz toz bulutları bazılarına göre buhar veya buz kristalleri…

Uçak motorlarından çıkan buz kristalleri yaklaşık olarak 10 ile 30 saniye arasında dağılıyor. Ama ilaçlama yapan Chamtrail gazları bazen saatlerce dağılmıyor ve havada adeta bulutların durduğu gibi durmaya devam ediyor.

Uçaklardan dağılan bu toz bulutları Contrails’dir…

Örneğin Türkiye’de de gösteri yapan savaş uçakları kuyruk kısmından gaz bırakır ama bunlar kısa sürede dağılır. Bunlar Contrails gazlarıdır…

Contrail gazları uçağın istikameti yönünde oluşur ama Chamtrail ise bırakıldıktan sonra dağınık bir hal alır. Uzun süre dağılmadığı için kilometrelerce giden bir çizgi oluşturur.

Yeni Zelanda da 1989 yılında bir spreyleme oldu. Radara dahi yakalanmayan uçağın nereden kalktığı tespit edilemedi. Uçağın bıraktığı gazlar laboratuar testinden geçti ve Baryum, Aliminyum ve Dibromid isimli kimyasallar tespit edildi.

Daha sonra Körfez savaşında ABD askerlerinin pek çoğu rahatsızlandı ve ilginç bir şekilde Dibromid maddesine maruz kaldıkları anlaşıldı. ABD Rusya’dan şüpheleniyordu ve Dibromid maddesi ışıkta ve nemde çok hızlı salınım sağlıyor ve en küçük etkisi akciğer sorunu en büyük etkisi ise kansere yol açıyordu.

Türkiye’de kanser oranı 2013 yılında 243 bin kişiyi bulduğu açıklandı…

Diğer bir konu Alzheimer hastalığı Aliminyum parçacıkları çözülüp Nano Aliminyum hastalığına sebep oluyor. Bu Chamtrail aslında iklim mühendisliği projesidir. İsrail’de, Tel Aviv’e bu konuda araştırma yapan özel bürolar vardır. İklim koşullarını kendilerine faydalı olacak şekilde değiştirmek için çalışır.

Uzun süre insanlara “Küresel Isınma Tehlikesi” diye bir riskten bahsettiler. Birleşmiş Milletler’e bağlı kurum var IPCC, bu kurum uluslararası iklim değişikliği üzerine faaliyet gösteriyor. Faaliyet alanı küresel ısınmanın önüne geçebilmek için Jeomühendislik faaliyetleri. Amerikan Bilim Geliştirme kurumu Şubat 2010’da San Diego’da bir toplantı düzenledi.

Toplantıda bir karar alındı, bu karara göre atmosfere güneş ışınlarını tersine çevirmek ayna görevi gördürmek için iyon bulutları oluşturan Baryum gazi salgılanacak yani spreyleme yapılacaktı.

ABD Başkanı Obama’nın CFR (Dış İlişkiler Konseyi) örgütüne üye bilim danışmanı var Jhon Holdren. Bu adam küresel ısınmayla mücadele için atmosferin spreylenmesini savunuyor. Yine aynı adam dünya nüfusunun çok olduğunu ve azaltılması gerektiğini de çeşitli beyanatlarında dile getiriyor.

ABD’de bir çok kurum Aliminyum’un doğada çok uzun sürede çözülen kansorejen madde olduğunu raporlarında sundu. ABD’nin CNN kanalı 2009 yılında bir yayın yaptı. Biyolojik silahlar konuşuldu. Bu yayında ABD’nin atmosferi dünya nüfusunu azaltmak için spreylediği söylendi. Hiçbir ABD yetkilisi de itiraz etmedi, yalanlama gelmedi.

Sonra ne oldu?

Eylül 2009’da Aliminyum ve Baryum’a dayanıklı Gen Araştırmaları için patent alındı.

Şimdi düşünün…

Tohumların, meyva ve sebzelerin, hastalık içeren maddeler olduğunu düşünün, hastalık içermeyenler ise GDO’lar yani Genetiği Değiştiril(me)miş Organizmalar. Size hastalık içermeyen tek tohumun bu olduğunu söyleyip, sizi bu tohuma mecbur etseler?

İşte böyle gıda kontrolü sağlıyorlar…

Eski CIA çalışanı Jhon Getson, CIA’dan emekli olduktan hemen sonra BBC kanalına bir belge sundu, bu belgeye göre CHAMTRAİL speylemesi ile dünya nüfusu belirli ölçüde azaltılabilirdi. Ancak Jhon Getson bu belgeyi yayınladıktan bir hafta sonra, belirlenemeyen bir sebepten intihar ederek hayatına son verdi.

Sonuç olarak bugün Türkiye semalarında halen bu uçaklar rahatça dolaşıyor ve spreylenmeye devam ediyoruz…

Kürşad Berkkan

Bu yazı www.oncevatan.com sitesinden alıntılanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.